Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi tarafından gerçekleştirilen ve 15 yıl süren ilk dönem kazılarında önemli eserler bulunmuştur. Bunların içinde madeni eserlerin yer aldığı A ve B olarak nitelenen iki ayrı Eski Tunç eser grubu ayrı bir yere sahiptir. T. Özgüç ve R. Temizer tarafından bunlar  ETÇ’nın en son safhasına tarihlenmektedir. Bu eserler Eskiyapar’ın Hatti Çağı’ndaki önemini ve Ege’den Mezopotamya’ya uzanan kültürel ilişkilerini ortaya koymaktadır.Kazılar sırasında Eski Hitit tabakaları da ortaya çıkarılmıştır. Eski Hitit yapı katına ait kabartmalı vazo parçaları, dönemin diğer eserleri ile birlikte bulunmuşlardır. Kazılar sırasında höyüğün stratigrafisi büyük ölçüde belirlenmiş Bizans, Roma, Helenistik yapılarının altında güçlü bir Demir Çağı tabakasının tüm höyüğü kapladığı tespit edilmiş, onun altında Hitit kültür katının İmparatorluk, Orta ve Eski Dönemlerinin alt safhaları ile temsil edildiği belirlenmiştir. Daha altta ise ETÇ kültür katının çok tabaka ile yer aldığı kazı sonuçlarından anlaşılmaktadır. ETÇ’nın orta ve geç safhalarında çalışılmıştır Ancak 1962’de W. Orthmann, yaptığı genel bir değerlendirme içinde höyükte bulunan bir meyvelik ayağına dayanarak, Eskiyapar’da Kalkolitik kültür katının da olabileceğini vurgulamıştır. Devam eden kazılarımızda ana toprağa kadar inilerek bu konuya açıklık getirilmesi planlanmaktadır.1999 yılında T. Özgüç ise Eskiyapar’da yapılan çalışmarın ve buluntuların ışığında yayınlarında, Hitit Dönemi için iyi korunmuş beş mimari tabakanın varlığını bildirmiştir: Bunlardan V. tabaka iki alt safhası ile Hitit İmparatorluğu’na; VI. tabaka üç alt mimari tabakası ile Eski Hitit Dönemi’ne aittir. Eskiyapar’da 1968’de başlayan birinci dönem çalışmaları sırasında höyüğün kuzey, doğu ve güneydoğuya doğru olan kesimlerindeki Hitit tabakaları kapsamlı ve sistemli bir şekilde kazılmıştır. O dönemin kazılarında Hitit çağına ait uzun süreli beş yapıkatı tespit edilmiştir. Çalışmalar sırasında höyüğün kuzeydoğu ve batı kesimlerinde Hitit İmparatorluk çağına ait şehir surunun güçlü temellerinin tespit edildiği belirtilerek, Boğazköy ve Alaca Höyük’tekilerle karşılaştırılan dikdörtgen planlı, taş döşeme avlulu İmparatorluk binalarının varlığı vurgulanmıştır. Eskiyapar’ın bölgesindeki bu önemini ve Hitit arkeolojisindeki yerini dikkate alarak özellikle Eski Hitit çağına ait belli başlı buluntularını konumuz kapsamında değerlendirebiliriz. Bunlardan 1968 yılında kazıların başlamasına vesile olan boğa süslemeli kült vazosu  Eskiyapar’ın önemli ilk Hitit eseridir. 55 cm yüksekliğindeki bu vazo, Bitik ve İnandık grubu vazoların temel özelliği olan; ağız kenarına gömülü sıvı kanalı ile Eski Hitit kabartmalı vazolarının form ve işlev olarak öncüsüdür. Bu vazonun gövdesindeki ‘signe royal’ motifli baskıların üslubu Karum Ib mühürlerinin üslubundan farklı olduğu vurgulanmıştır. Yine Eski Hitit’in erken özelliği olarak çentiklerle süslü alın üçgenleri ve boynuzları dikkat çeker.  T.Özgüç’e göre Eskiyapar boğa süslemeli vazosu kronolojik olarak Koloni Çağı’nın sonrasına, Bitik İnandık grubuna giren vazoların hemen öncesine aittir.Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nin kazıları, höyük üzerindeki günümüz yaşam alanlarının varlığı nedeniyle kısıtlı boş alanlarda yürütülmüş, kamulaştırılan evlerin boşluklarında ancak genişlemeler yapılabilmiştir. Höyük eteklerinin bazı noktalarında da küçük sondajlar açılmıştır. Eskiyapar Höyük’ten çeşitli bilimsel çalışmalarda başlıca Hitit merkezleri arasında sık sık bahsedilmekte, buluntuları yeni bilimsel çalışmalara vesile olmaktadır.