KAZILARIMIZ

 

 

 

 

 

2010 YILI İTİBARİYLE KAZILARIMIZ

(2010-2014)

(SAYFA DÜZENLEME ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM ETMEKTEDİR)

Eskiyapar’da 2010 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Ankara Üniversitesi ile ekibimizce başlatılan arkeolojik kazıların ilk beş yılı üçüncü kazı döneminin başlangıç aşamasını oluşturmuştur. Uzun süreli boşluk höyüğün yaşamına devam etmesini sağlamış terk edilen köy evlerinin temelleri höyüğün adeta bir parçası olmuştur. Böylece höyükte yeni bir kültürel tabaka oluşmuştur. Söz konusu köy evlerinin kalıntılarının tespiti, höyüğün ayrıntılı bir plankare sistemine dahil edilmesi, eski kazı alanlarının revizyonu, yeni kazı alanlarının belirlenmesi ve stratigrafik arayışlarımız ilk beş yılımızın temel faaliyetlerini oluşturmuştur.

2010 yılı kazımızda ağırlıklı olarak yeni kazı alanının belirlenmesi amaçlanmıştır. Yenden hazırlanan topografik planın ışığında höyüğün KD sektöründe kazılara başlanmıştır. Önceki kazıların da sürdürüldüğü bu sektörde, höyüğün kuzey kesimindeki en dik yamacı yer alır. Bu kesim bize basamak açmalar için en uygun ortamı sağlamıştır. Kazı planlamamız sırasındaki değerlendirmelerimizde höyükte bir geniş açma oluşturup bunun içinden alt tabakalara inilmesi uygun bulunmamıştır. Höyükteki mimarinin yoğunluğu nedeniyle böylesine bir sistem çalışma alanının daralmasına yol açar ve stratigrafik tespitleri zorlaştırır. 2010 yılı çalışmaları için amaçladığımız bir diğer  hedef, höyükte sağlıklı ve sağlam bir stratigrafik sergilemenin sağlanabilmesiydi. Belirlenen alanda yamaca doğru (kuzey yönünde) stratigrafik basamaklar oluşturularak bu amacımıza ulaşmaya başladık.  2010 yılında Orta Hitit seviyesi belirgin olarak ortaya çıktı.

Sağlam durumda insitu seramik yeni ortaya çıkmaya başlayan bir mimari kompleks içinde bulundu. 2010 yılının en ilginç buluntusu üzerinde hiyeroglif işaretler bulunan bir çanak dibinin parçasıydı. Ayrıca daha önce den de bulunan kabartmaları kap repertuvarına yeni bir parça eklendi. “Boğa başlı insan” tasvirli bu parça Eskiyapar’ın bir kabartmalı vazo üretim merkezi olma olasılığını güçlendirdi. 2011 yılı kazısına aynı alanda devam edildi. Bu yıl 7. seviyeye inilerek Eski Tunç Çağı kültür katmanına ulaşıldı. Birinci dönem kazılarında höyüğün kuzeydoğu-doğu kesiminde Eski Tunç Çağı’nın orta ve geç safhaları kazılmıştı. Kuzey kesimde ortaya çıkardığımız 7. seviye Eski Tunç Çağı III’ün son safhasına aittir. Bunun altında da diğer seviyeler mevcuttur. Ancak höyüğün eteğinde hatta tarla hizasında kalan bu kesimde yer altı su seviyesi yüksektir. Bu nedenle  bir süre sonra 7. seviye su altında kalmıştır. Dolayısıyla bu kesimdeki daha alt seviyelere inebilmek mümkün olmamıştır. 2011′de ortaya çıkmaya başlayan kompleks “A” yapısı olarak adlandırılmıştır. Bu yapı içinde metal eserler, hiyeroglifli baskılar, mühürler bulunmuştur. Bu yapıya ait moloz içinde bulunan en önemli buluntu bir tablet parçasıdır.

2012 yılında “A” yapısının ortaya çıkarılması yönünde çalışmalara devam edildi. Bu çalışmalar sırasında söz konusu yapının taş döşemeli büyük bir odası içinde in situ bir banyo kübü tespit edildi. Küp kısmen döşemeye gömülmüş durumdaydı. Çevresinde ve içinde boğa kemiklerine ve geyik boynuzlarına ait parçalarının bulunması kübün ve odanın kültle ilişkili olduğu göstermiştir. Kazılar sırasında Eski Hitit’in son safhasına ait kabartmalı vazo parçaları bulunmaya devam etmiştir. Eskiyapar Eski Hitit Çağı’nda bir kabartmalı vazo üretim merkezidir. Birinci dönemde bulunanların yanında kazılarımızda ele geçenlerle bu tür vazo parçalarının sayısı giderek artmıştır. Eski Hitit Çağı’nda en az 10 adet kabartmalı vazonun “B” yapısı ve çevresindeki mekanlarda korunmuş olduğunu söyleyebiliyoruz. 2012 yılında Orta Hitit “A” yapısında bulunan kale burcu tasvirli vazo parçası Boğazköy’deki örneklerin benzeridir. Eskiyapar’ın Orta Hitit Çağı’nda büyük ve zengin bir kent olduğunu gösteren buluntular 2012 yılında da gelmeye devam etmiştir.

2013 yılında 2010 yılında kazısının başlattığımız ve bir sondaj büyük bir açmaya dönüşen “A” açmasının doğuya doğru genişletilmesi sonucunda yer yer M.Ö.I. katmanlarına ait adalarla karşılaşılmıştır. Eskiyapar’da Demir Çağı mimarisi ve seviyeleri Helenistik ve Roma katmanları tarafından tahribata uğratılmıştır. Ayrıca Ortaçağ’ı takiben günümüz köy evleri de bu tahribatı bir moloz tabakasına dönüştürmüşlerdir.  Yine de aralarda kalan Demir Çağı   seviyelerine ait kap parçaları karşımıza çıkmıştır. Bunlardan en ilginci göğüs süslemeli bir kült kabının büyükçe parçasıdır. Ayrıca bir Frig ritonun parçalı halde bulunmuş ve tamamlanmıştır. Birinci dönem kazılarında da tespit edildiği üzere Eskiyapar M.Ö.I. binde de zengin ve güçlü bir kenttir.

2014‘te 1968-1990 yıllarında kazılan alanların düzenlenmesine ve mevcut taş temellerin sağlamlaştırılmasına yönelik uygulamalara devam edildi. Bu alanda 1968 kazılarında oluşturulmuş molozlu toprak yığınının boşaltılması ve düzenlemesi büyük ölçüde tamamlanmıştır. “E” alanında temellerin de çok derine inmediği ilk dönem kazılarında ortaya çıkarılan mevcut taş sıralarının temellerin son 4. veya 5. sırasına ait olduğu anlaşılmıştır. Açılan çukurdaki kesitin değerlendirilmesiyle bu yapıların temellerinin  alt seviyesinde büyük taş bloklarının bulunmadığı da anlaşılmıştır. Böylece biraz daha kuzeydeki iri taş bloklu temel dolgularının biraz daha geç safhaya ait oldukları belirginleşmiştir. Tespitler ve belgelendirmeden sonra sondaj çukuru kendi toprağı ile kapatılmıştır. Yine bu alanın güneyinde kalan ve birinci dönem kazı sezonunda ortaya çıkartılan büyük bir yapının temelleri (“C” yapısı) sağlamlaştırılmış ve planı anlaşılır hale getirilmiştir. Bunun yakın benzeri Boğazköy’deki bir yapıdır (Meşedi Binası olarak adlandırılan yapı). Kazının ilk günlerinde oluşturulan “B” açması doğuya ve batıya doğru genişletilerek 2015 yılında 3. ve daha alt seviyelere inilebilecek geniş bir alan oluşturulmuş aynı zamanda kazı alanlarının görünüm açısından düzeltilmesi sağlanmıştır. Bu kesimde yapılan çalışmalar sonucunda “B” yapısının doğu kanadı ortaya çıkarılmıştır. Bu uzantıdaki odalarda tespit edilen tahribatın nedenini açıklayan bronz bir Hitit zırh pulu ile bronzdan bir Hitit ok ucu bulunmuştur.  Bu yapının da alt seviyesinde 3. seviyenin taş temelleri izlenerek yeni bir Eski Hitit yapısının tespiti yapılmıştır. Dikdörgen planlı iki odası belirginleşen bu yeni yapının (Eski Hitit son safha) bir oda tabanının taş döşemeli olduğu anlaşılmıştır. Daha önce bu yapıya “C” binası tanımı yapılmakla birlikte, son haliyle bu bina “D” olarak yeniden adlandırılmıştır. “C” binası tanımlaması ise birinci dönem kazı çukurundaki büyük yapıya verilmiştir. “B” açmasının orta kesimindeki Demir Çağı mezarı belgelenip kaldırıldıktan sonra derinleşmeye devam edilmiş,  bu kesimde, alt seviyelerden toprak tahliyesini sağlayabilmek amacıyla toprak bir rampa oluşturulmuş,  bu çalışmalar sırasında bronz iğneler, bronz eser parçaları (çok tahrip olmuş durumda), ağırşaklar bulunmuştur. Kaldırılan Demir Çağı mezarı; bir düz toprak mezardır. Mezar bir kadına aittir. Kemikleri oldukça tahrip olmuş durumda ortaya çıkarıldı. Hoker tarzda gömüldüğü anlaşılan bireyin küpeleri, boyunlukları, bronz, kemik ve fritten oluşan kolye taneleri insitu bulundu. Ayrıca baş hizasında bronz iğneleri ortaya çıkarıldı. Bronzların büyük kısmı yoğun oksidasyona kalmıştır. Başının üst kesiminde alçı taşından yapılmış ve çok tahrip olmuş M.Ö.2. bin yıldan tanıdığımız bir damga mühür yer almaktaydı. Bu mühür, Demir Çağı mezarı için çukur açılırken, bir alttaki Hitit tabakalarının molozunda zamanında bulunmuş olmalıdır. Bu mezar Demir Çağında Eskiyapar’ın refah seviyesi hakkında bize yeni bilgiler sağlamıştır. Mezardaki iskeletin ön çalışması merhum Prof.Dr.Ayhan Ersoy tarafından yapılmıştır. Ekibimizin Sanat Tarihi uzmanı Yrd. Doç. Dr. Muhammet Görür tarafından ”D” alanında  sürdürülen kazılar sırasında Bizans dönemine ait olduğu tespit edilen ve daha sonra kullanımının devam ettiği anlaşılan binanın 2014 yılı kazı çalışmaları tamamlanmıştır. “E” yapısı olarak tanımlanan bu yapının Osmanlı Çağı’nda tamir edildiği ve sonrasında da kullanıldığı düşünülmektedir. Mevcut izlerden bu yapının bazı kesimlerinin modern köy evinin kömür deposu olarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır.Ekibimizin Sanat Tarihi uzmanı Yrd. Doç. Dr. Muhammet Görür tarafından ”D” alanında  sürdürülen kazılar sırasında Bizans dönemine ait olduğu tespit edilen ve daha sonra kullanımının devam ettiği anlaşılan binanın 2014 yılı kazı çalışmaları tamamlanmıştır. “E” yapısı olarak tanımlanan bu yapının Osmanlı Çağı’nda tamir edildiği ve sonrasında da kullanıldığı düşünülmektedir. Mevcut izlerden bu yapının bazı kesimlerinin modern köy evinin kömür deposu olarak kullanılmış olduğu anlaşılmaktadır.

GENEL BİR DEĞERLENDİRME:

Eskiyapar’da kazı başvuru projemizin ilk beş yılı tamamlanmış bulunmaktadır. Genel Müdürlüğümüze verdiğimiz İkinci beş yıllık planımızda  (2015-2019) sondaj kazılarımız geniş açmalara dönüştürülecek, eski kazı alanları yeniden düzenlenecek ve ören yeri statüsüne geçiş için gerekli planlamalar gerçekleştirilecektir. 2010 yılından bu yana Çorum’da yerel yönetimler ve mülki amirlerlerle şu husus zaman zaman paylaşılmıştır: Alaca çevresine üç büyük arkeolojik merkez mevcuttur: Alacahöyük, Boğazköy ve Eskiyapar. Coğrafi yönden baktığımızda turizm alt yapısı açısından gelişim göstermeye en uygun alanlar Alaca merkez bölgesi ve çevresindedir. Boğazköy’deki bugün küçük ve yetersiz işletmeler mevcuttur ve bunların bir turizm alanına dönüşmesi çok zordur. Sit alanı ve arkeolojik yerleşiminin geniş ölçeği bunu engellemektedir. Aynı durum Alacahöyük ören yeri ve çevresi için de geçerlidir. Bu bağlamda Eskiyapar ve Alaca İlçesinde ve çevresinde uygun geniş düzlükler mevcuttur. Bölgeye gelen turistler kısa bir turdan sonra doğrudan Çorum İli’ne ve sonrasında Karadeniz’e geçmektedirler. Alaca çevresinde kurulacak olan bir arkeo-turizm alanı turistleri bölgede tutacaktır.  Bu turizm alanında yer alacak olan kaliteli konaklama tesisleri, otantik el sanatları galerileri, yerel lezzetlerin paylaşım alanları ve turistler için olmazsa olmaz eğlence mekanları bölgeyi bir arkeo-turizm cenneti haline çevirecektir. Bu uygulama Alaca İlçesine de önemli bir gelir sağlayacaktır. Ayrıca Alaca’dan hareketle uygun dizayn edilmiş araçlarla üç arkeolojik merkeze  gerçekleştirilecek ring seferleri ve tekrar turizm alanına dönüş, turistleri en az 3-4 gün bölgede tutmayı sağlayacaktır. Böylesine bir potansiyel bir çok dünya ülkesinde mevcut değildir. Eskiyapar kazı heyeti böyle bir projenin parçası olmaktan ve katkı vermekten çok mutlu olacaktır. Biz şimdilik heyet olarak önümüzdeki yıllarda bize gelmeye başlayacak olan turistlerin kapalı bir mekanda bilgi alabileceği, Ankara ve Çorum Müzelerinde teşhir edilen eserlerin dijital görsellerinin sergilendiği ve Eskiyapar kazıları hakkında bilgi verilebileceği mekanlar planlıyoruz. Eskiyapar’da bir yerel müze kurulmasından ziyade tüm eserlerin tanıtımının yapılacağı basit mekanların daha sağlıklı olduğu düşüncesindeyiz. İleride kazı evimiz ve çevresinin bir kültür merkezine dönüşmesini arzu ediyoruz.